14 Aralık 2016 Çarşamba




Kitabın Adı: Harry Potter ve Lanetli Çocuk
Yazar: John Tiffany ve Jack Thorne
Sayfa Sayısı: 345
Baskı Yılı: 2016
Çeviri: Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Goodreads Puanı: 3.81/5



           ----------------- Arka Kapak ----------------

  Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır. Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.
"Harry Potter ve Lanetli Çocuk", J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne'a ait yeni bir özgün hikâyeden yola çıkarak Jack Thorne'un yazdığı yeni bir oyun. Bu oyun sadece sekizinci Harry Potter hikâyesi değil, aynı zamanda tescilli olarak sahneye koyulan ilk Harry Potter hikâyesi. 30 Temmuz 2016'da Londra West End'de gerçekleşen prömiyerin hemen ardından Sahne Metni Özel Baskısı, dünyanın dört bir yanındaki okuyucuları Harry Potter, arkadaşları ve ailesinin devam eden yolculuğuyla buluşturuyor.


---------------------------------------------------------- Yorumum ---------------------------------------------------

    Öncelikle şunu belirtmemde fayda var kitabın yazarı J.K Rowling değilde John Tiffany ve Jack Thorne gibi duruyor çünkü Rowling olsaydı sanki çok daha güzel bir eser karşımıza çıkardı sanki. Bu kitabı ilk 7 kitap ile aynı segmente koymamak gerek çünkü çerezlik bir kitap. Hatta tiyatro metninin kitap haline gelmiş versiyonu. Ama kitabı sevdim mi?

   Kurgunun bana göre kusurları var şimdi bu kusurları yazacağım ama spoiler olacağı için kitabı okumayanlar parantez içini pas geçebilirler. Son kez uyarıyorum bu kısımda spoiler var. Köprüden önce son çıkış. Hala devam mı ediyorsun? Peki ya çok cesaretlisin ya da kitabı okudun. Neyse hadi gel bakalım.. ( İlk önce Harry'nin 3 çocuğu var James Albus ve Lily ve kitapta Albus'un asıl sorunu babasının ünü altında ezilmesi ama sanki diğer iki çocuğun babası Harry değil ve kardeşleri onun ünü altında ezilmiyor tek sorunlu çocuk Albus gibi olmuş.Hele ki ilk 5-10 sayfayı atlayın Albus tek çocuk sanırsınız. Çocuk kayboluyor ama kardeşlerinin umrumda değil mesela. Derdiniz ne olum kardeşiniz farklı sınıfa gitti diye neden arayıp iyi misin diye sormuyorsunuz? Yok efendim hiç terbiye almamışlar. Neyse sakinim. Dediğim gibi diğer iki çocuk hikayenin başında varlar sonra yoklar. Albus'un gıcık biri olmasını söylemiyorum bile. Ama Scorpius efendi çocuktu sevmdim onu. Daha sonra diğer karakterlere değinirsem Harry Hermione Ron ve Draco sanki farklı kişiler. Ayrıca berbat ebeveynler ve en çok sapıtan bence Ron olmuş. Tamam o kadar zaman geçmiş ama daha önce tanıdığımız karakterlerden farklı davranıyorlar tutarlı değiller. İlk başta dediğim gibi yazar farkına veriyorum bu konuyu. Zamanda geri dönmeler konusunda kusurlar var sıradan bir zamanda geri git/ akışı boz/ sonra ne yaptığının farkına var ve düzelt döngüsü var. Sanırım son zamanlarda film olsun dizi olsun bu konuya çok değindikleri için sıkıldım. Ve bence bakanlık soygunu kısmı da çok zorlama olmuş. ) Spoiler içeren kısmı burada bitiyor bundan sonra rahatça okuyabilirsiniz. 

  Yukarıda saydığım kurgu kısmındaki eksiklikler dışında tekrar kitabı sevdin mi diye sorarsanız sevdim. Çok sevdim. Aşık oldum.  Ama hayır kitabın kurgusunu değil bana yaşattığı duygulara bayıldım. Resmen küçüklüğüme geri döndüm. En son ne zaman Harry Potter evrenine geri döndüm hatırlamıyorum bile ama bir anda kendimi o zamanlarda buldum. Filmlerinin çıkması için zaman sayan, vizyona girdiği zaman abimin beni sinemaya götürdüğü, Harry Potter forumlarından saatlerce çıkmadığım zamanlara geri döndüm. Harry Potter ile büyüdüğüm zamana döndüm. Sırf bu bile kitabı sevmeme yetti. Harry'i tekrar büyü yaparken görmek Hermione'yi tekrar bilgiçlik taslarken görmek. Bu duygular inanılmazdı.

  Kitaba puan veremem çünkü mantığım ve kalbim farklı şeyler söylüyor. Ama her ne olursa olsun tekrar o evrene dönmek paha biçilemezdi. Kitabı okuyun ama beklentisiz okuyun, sanki eski bir dostu yeniden görmüşsünüz gibi okuyun arkadaşlar. İşte o zaman çok zevk alırısınız. Hadi sağlıcakla kalın..
Read More

19 Eylül 2016 Pazartesi

Kitabın Adı: Kralların Yolu
Serinin Adı: Fırtınaışığı Arşivi / İlk kitap
Yazar: Brandon Sanderson
Sayfa Sayısı: 915 (Küçük Punto)
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: Can Sevinç
Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
Goodreads Puanı: 4.63/5


Son Issızlık’tan önceki günlerin özlemini çekiyorum.
Elçiler’in bizi terk etmesinden ve Parlayan Şövalyeler’in bize karşı dönmesinden önceki çağın. Dünyada hâlâ büyünün ve insanoğlunun kalbinde de onurun olduğu zamanın...

Dünyayı ele geçirdik ve sonra da onu kaybettik. Görünüşe göre insan ruhu için hiçbir şey zaferin kendisinden daha zorlu değil. Yoksa o zafer, en başından beri bir aldatmacadan başka bir şey değil miydi? Onlar ne kadar zorlu savaşırsa, direnişimizin de o kadar güçlendiğini mi fark etti düşmanlarımız? Belki de ısı ve çekicin sadece daha kaliteli kılıçları mümkün kıldığını gördüler. Ama çeliği yeteri kadar uzun bir süre boyunca bırakırsan, eninde sonunda paslanıp gider. İzlediğimiz dört kişi var. Birincisi hekim, tıbbı bir kenara bırakıp içinde bulunduğumuz dönemin en vahşi savaşında bir asker olmaya zorlanmış. İkincisi öldürürken ağlayan bir katil, bir suikastçı. Üçüncüsü yalancı; bir hırsızın kalbinin üstüne bir âlimin cüppesini giymiş genç bir kadın. Sonuncusu ise bir yüceprens, yani savaş açlığı tükenirken gözleri geçmişe açılmış olan bir savaş beyi.

Dünya değişebilir. Dalgabağlama ve Kırıkkullanma geri dönebilir; antik çağların büyüleri tekrar bizim olabilir. Bu dört kişi bunun anahtarı.

Bir tanesi bizi kurtarabilir. Ve bir tanesi de bizi yok edecek.



                                                  YORUMUM



Belki bilen bilir Epik Fantezi serileri arasında Zaman Çarkı gibi bir efsane vardır. Her kitabı 800-900 ortalaması olan 6. kitabı 1200 sayfaya ulaşan 14 kitaplık bir seridir. Zaten bu yüzden efsanedir. O kadar derin konuları vardır ki karakterin kaşını kaldırması bile bir entrika olarak kabul edilir. Kendi başına ayrı bir dünyadır. İşte bu seriyi bitirdikten sonra bir daha böyle bir kitap okuyabileceğimi sanmıyordum. Diğer tüm kitaplar artık sıradan ve basit geliyordu. 

Taa ki Brandon Sanderson ile tanışına kadar. Fırtınaışığı Arşivi işte böyle derin kompleks ve apayrı bir dünya. 10 kitaplık bir seri. Ben bu yazıyı yazarken ilk iki kitap türkiyede yayınlandı. 3. kitap ise yurtdışında çıktı, çevrilmesini bekliyoruz. Farkında mısınız bilmiyorum ama şuan bir efsane yazılmasına tanık oluyoruz.

İlk kitap Kralların Yolu bir giriş kitabı. Ne? dediğinizi duyar gibiyim. Evet 915 sayfalık küçük puntolu (artık normal puntoda bin kaç sayfaya geliyor siz düşünün) bir giriş kitabı. Ama bu demek değildir ki ilk kitap önemsiz. Hayır efenim gerçekten çok önemli bir kitap. Evreni ve karakterlerimizi bu kitapta tanıyoruz. 3 ana bölüm 3 tanede ara bölümden oluşuyor kitap. Ana bölümlerde 3-4 ana kahramanımızın ağzından gelişiyor olaylar. Ara bölümler ise evrenin o anki durumunu daha iyi anlamamıza ve büyük resmi görmemize yarıyor. Dedim ya kompleks, bir yere sıkışıp kalan bir kitaplardan değil değil bu. Kılı kırk yararak hazırlanmış bir kurgu bekliyor sizi.

Evet ilk kitap biraz kalın. Evet ilk kitap pahalı. Evet çoğu kişi bu kitabı alırken bitiremem diye korkuyor. 

Ama kitaba bir defa başladıktan sonra;

Evet keşke daha uzun olsaydı keşke bitmeydi diyorsunuz. Evet 5-6 tane 200 sayfalık kitaptan daha ucuza geliyor toplamda diyorsunuz. Evet bir defa başlayınca elinizden bırakamıyorsunuz.

Son olarak burada kitabı öneririm demek çok basit geliyor bana. En fazla endişelerinizi bırakmanızı önerebilirim. Pişman olmayacağınızı taahhüt edebilirim. Son zamanlarda gerçekten güzel bir kurgu okuyabileceğinizi temin edebilirim. 2. kitaba anında başlamak isteyeceğiniz sözünü verebilirim( 2. kitap daha güzel bu arada ). Okuduğunuz için teşekkürler ederim herkese iyi okumalar diliyorum








Read More